Ülkem

Bizim “Keko”

Tütün tabağıma sevda işlenmiş

Ağıt

Söyle Kurban

Hayyamın Çırağı

Bir Koçerin Kızı

Ana

Önce Zulüm Ekildi Toprağa!

Ne ilk Nede Son

Çocuk Ordusu!

Bir Zamanlar

Çığlık

Wek Pîsperikan

Kulmek Av Kulmek Ax!

 








































 

Söyle Gurban

 

Neden sis çökmüş yüzüne,

gözlerinde kopmamış fırtınalar,

mayın tarlası yüreğin…

Zulüm mü ekildi toprağına?

Al kanlara mı bulandı

serin seher uykuların,

daha gün doğmadan…

kin kokuyor soluğun!

 

Batıda mı boğuldu hayallerin?

hırçın dalgaların kucağında,

çırpınarak!

Varoşların şaşkın kalabalıklarımı,

ürküttü yufka yüreğini…

yada yorgunumusun ,

dengesiz savaşların!

Yedi tepeli şehrin,

kaç bininci kurbanısın?

Cevap ver Qurban...

 

Kuzeyde mi kaldı hatıraların?

Karadeniz rüzgarlarıyla başbaşa,

yapayalnız!

Yağmur sularıyla mı yıkandın,

her sabah…

Takanı, azgın dalgalar mı götürdü…

yoksa deniz mi küstü balıkçılara,

döl vermiyor mu artık!

Hadi söyle Gurban!

 

Güneyde mi savruldu umutların?

Toprak ananın kucağında,

başaklar sararmadan!

tane tane…

Çukurova'nın sıcağı mı,

vurdu başına?

Sıtmaya mı tutuldun,

gurbet yollarında?

Aç avuçlarını göreyim,

pamuğun izi var mı hala,

nasırlı ellerinde…

portakal kokuyor mu elbiselerin...

hadi söyle Kurban!

 

Doğuda mı gömülü ağıtların?

mezarsız,

ve elleri kınalı!

Araratın eteklerinde,

tipiye mi tutuldun…

Derman mı arıyorsun,

katran gecelerin ayazında,

badem gözlü çocuğuna?

Ağıt mı yakıyorsun,

vakitsiz yitirdiklerine!

 

Enginlerde vuruşanlara mı ağlıyorsun?

pepuk feryatlarıyla…

Kardeş kavgasında mı yitirdin?

vatan parçası yiğitlerini!

Toprağa karışmış köyünümü arıyorsun,

Cudi’nin yamaçlarında!

“Yemen türküsü mü“ düğümleniyor,

kurumuş boğazında;

gidipte gelmeyenlere,

dönüpte bulmayanlara!

Yada Diyarbekir burçlarında,

“Kine Em“ destanını mı fısıldıyorsun,

yalın ayaklı,

mangal yürekli çocuklara…

 

hala söylemedin Qurban!

hadi bekletme beni...

hadi Gurban!

 

Halil Alp

 

Güney dergisi (37.sayı-2006)

www.guneydergisi.com