Ülkem

Bizim “Keko”

Tütün tabağıma sevda işlenmiş

Ağıt

Söyle Kurban

Hayyamın Çırağı

Bir Koçerin Kızı

Ana

Önce Zulüm Ekildi Toprağa!

Ne ilk Nede Son

Çocuk Ordusu!

Bir Zamanlar

Çığlık

Wek Pîsperikan

Kulmek Av Kulmek Ax!

 






















 

Bir Zamanlar...

 

Bir zamanlar bende çocuktum;

Sayarken yıldızları,

katran gecelerin serinliğinde...

Rengarenk bilyelerim,

topacım,

masmavi göklerde yüzen,

rüzgar kanatlı uçurtmam vardı...

 

Alnımda nazarlığım,

boynumda asılı

üç köşe muskam,

ve iskeleti söğüt ağacından ,

saçları kınalı bebeğim:

“Kejê”

 

Köyümün tozlu yollarında,

naylon papuçlarımın,

masum izleri....

Kırlara serpili soluğum,

ve bahar yağmurlarıyla,

filizlenen hayatım vardı...

 

Masallarla bezenmiş bir dünyada,

arardık ab-ı hayatı...

Yedi başlı ejderhalar

ateş püskürür,

Geçit vermez(di) kaf dağı...

 

Kâh Qanqolo (Keloğlan) olur,

çıkınımız belimizde,

yollara düşer...

Kâh Köroğlu olur,

Bingöl dağına konaklar...

ve Koğ tepesinde;

Güneşin doğuşunu beklerdik

kıpkızıl,

soyluca...

 

Kâh pepuk olur

kardeşe ağıtlar yakar,

kâh Siyabend olur,

Sipanın eteklerinde

can verirdik...

ve ağıtlar yakılırdı,

Xecênin kaderine...

 

Günaha bulanmamış,

temiz rüyalar;

süslerdi uykularımızı!

 

Ay hep fısıldaşırdı,

yaşlı dünyayla...

Bizlere göz kırpardı yıldızlar,

bir bir kaçışırken...
 

  Halil Alp