|
 |
|

Yapım
Tarihi : 2006
Süre : 00:68:00
Format :
Türü : Belgesel
Yönetmen - Çayan DEMİREL
Danışman - Ali Naki GÜNDOĞDU
Kurgu - Ali Haydar GÜLER
Müzik - Metin Kemal KAHRAMAN

Dersim 38
...tarihin altında kalanlara, tarihi altüst edenlere
diye
başlıyor Dersim 38 belgeseli
Dersim'de 1938de gerçekleştirilen
sindirme ve yok etme harekatının detaylarına bakıyoruz. Fonda
Metin Kemal Kahramanın suya ve dağlara ad koyan ağıtları var. Bir
dram koridorundan geçecegiz zaten, müzikler koridorun uzamasına
neden oluyor.
Yaşlı bir adam, Haydar Amca, kamerayı kapatırsanız konuşurum
diyor. Konuşursa yeniden yıkıma ve kıyıma uğratılmaktan korkuyor.
Genciz iste, ne anlamı var ki bu korkunun diyoruz. Hayır,
korkmakta hakli olduğunu anlıyoruz, belgeselin içinde kaybolmaya
başladıkça
Şimdi bu Kemal Paşa, ama kapat haaa! diyor yeniden Haydar Amca.
Kapanıyor kamera, başlıyor uzun bir ağıt
Onlar konuştukça yüzlerindeki yankıyı okuyor ve dokuyor bellek
denilen marifet. Munzurun üzeri cesetlerle doluydu
Görüyoruz
ama inanamıyoruz
Evliya evliya gezen Dünya ana gerçeklerin
kapısına da uğramış ama yanıt alamamış yaşadıklarına. Halk halka
ağlasın temennisine sığınmış en son.
Halk halka ağladı mi gerçekten? Geçmişe tahammülü olmayan bir halk,
geçmişine saldırdığı diğer halkı anlamak istedi mi ya da?
Çocukluğumuzun geçtiği asker mahalleleri düşünüyorum ve sırtımızı
övgüyle Dağ Mahallesine dayayışımızı seviyorum. Unutmayin bu
derdi diyor Dünya Ana yine, bunu unutmayın
Dersime 1935-36da yapılan yolların ve köprülerin yalnızca bir
zulme uzadığını düşünmek, Dersimi yeniden şekillendirmek için bir
temizlik yapılacağını İsmet İnönü imzalı resmi yazılardan okumak
Sark Çıbanını patlatmak, kanatmak ve temizlemek
Resmi tarihin
hiçbir sayfasında değinilmeyen Dersim harekatının, Besikçinin
tespitiyle gerçek bir jenoside dönüştürülüşünü dönemin
gazetelerinde atılan zalim manşetlerden öğrenmek
Saf Türk olmayanlara bu ülkede hizmetçi ve köle olma hakki veren
bir Adalet Bakanını atlayarak tarih dersinden on alarak sınıf
geçmek
Kavramlarin eksik olduğu yerlere sözcükler tam zamanında yetişir...
Yetişiyor da
Önce ayaklandırmak için kışkırtıyorsun; ardından
bak, ayaklandı asiler deyip imha amaçlı saldırıyorsun
Oysa
Dersim'liler devleti yol ve okul olarak görüyor. Öğreniyor ki
devlet, ayni zamanda cana ve mala kastedebilen de bir şey
Devlet
kavramı o zaman anlamını yitiriyor ve zulmü anlatan sözcüklerle
ayni anlama gelmeye başlıyor.
Ekmek istedigi köylünün güzel esini de isteyen askerleri öldüren
bir adam, katliamin ilk çirasini tutusturuyor. Yakalandiginda
öldürülecegini bilen köylü, ardindan köprüyü yakiyor, köprünün
yangini daglara bulasiyor ve Abdullah Alpdoganin emriyle yangin,
evlere siçriyor. Zaten devletin istedigi de bu
Imha sürecini
hizlandirmak için gereksinme duyulan bahane kendiliginden
yaratilmis oluyor: Dersimli köylü asker öldürdü!
Sonrasi gözlere sinen korku ve dehsetin fotograf kareleri sadece
Laç deresinde vurulmustu o, ölmüs, öldürülmüs, asker gitmis ki
çocugu etrafinda dolaniyor. Kayinbabam anlatti, o zaman askerin
milisiymis, çocuk etrafinda dolaniyor, gidip annesinin memesini
emiyor, memeleri disari çikmis ya, gidip biraz emiyor, sonra geri
dönüp kumda oyun oynuyor, sonra dönüp tekrar meme emiyor.
Askerlerin basindaki subay yaziktir karismayin, o zaten kendi
halinde ölür diyor. O subay orada karismamis çocuga. Biraz
uzaklasinca arkadaki askerin biri çocugu süngüleyip, nehre
firlatti.
Rivayete göre derler ki, komutan bu olaydan sonra kalp krizi
geçirip, oracikta ölüverir
Agrinin asili kaldigi yerdir kalp
çünkü
Çayan Demireli ve belgeselin kurgusunu yapan Ali Haydar Güleri,
belgeselin danismani Ali Naki Gündogduyu, belgeselde emegini
esirgemeyen Burak ve Korayi bir Dersimli olarak kutluyorum.
Orada, kütüphanede sararmis gazete basliklarindan ve yaslanip da
bellegi diri tutan Dersimli yaslilardan derledigi travmatik
hayatin özetini sundular bize
Temennimiz Istanbul l001 Belgesel
Film Festivalinde bu çabanin anlam kazanmasi...
Dipnot: Gerçegin üzerindeki örtüyü kaldırmalı sözlerimiz...
kaynak
Güler YILDIZ
yeniozgurpolitika.com

Dersim 38 Belgeseli...
Yönetmen Çayan Demirel, belgesel kapsamında ulus-devlet
mekanizmasını sorgularken, Dersimde devlet eliyle
gerçekleştirilen kıyımı yaşayan canlı tanıklara o yılları
anlattırıyor. Bir Kıyımın Adı : 38, 9.Uluslararası 1001 Belgesel
Film Festivali'nde 2,3,4 Ekim 2006 tarihlerinde gösterime girecek.
Bir kıyımın filmi : 38...
"Yönetmenliğini Çayan Demirelin yaptığı ve 1938 Dersim Harekâtını
anlatan belgesel film 9. Uluslararası 1001 Belgesel Film
Festivalinde gösterime giriyor.
Demirel belgesel kapsamında ulus-devlet mekanizmasını sorgularken,
Dersimde devlet eliyle gerçekleştirilen kıyımı yaşayan canlı
tanıklara o yılları anlattırıyor.
Mete Tunçay, Faik Bulut, Prof. Dr. Baskın Oran, Dr. Nurşen Gürboğa,
Prof. Dr. Cemil Koçak Av. İbrahim Aksoy, Munzur Çem gibi uzman ve
tarihçilerden o dönem hakkında anlatımlarla desteklenen 38
belgeseli, dönemin gazete haberleri, resmi yazışmaları ile
günümüze karanlık dönemin asimilasyon belgelerini sunuyor.
38 Belgeseli, festival kapsamında 2 Ekim 2006 pazartesi günü
İtalyan Kültür Merkezinde saat 21.00de, 3 Ekim 2006 Salı günü
Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezinde saat 18.30da ve 4 Ekim
2006 Çarşamba günü yine Nazım Kültür Vakfında saat 16.00da
gösterime girecek.
Belgesel kurgusunu Ali Haydar Güderin hazırladığı belgeselin
müzikleri ise Metin- Kemal Kahramana ait."
İlgi göstermeniz dileğimle...
ÇAYAN DEMİREL
Kaynak
parsimony.net

Dersim isyanı belgesel film oldu...
Dersim isyanı üzerine şimdiye kadar çok kez konuşuldu, yazıldı,
kitaplar yayımlandı ve ?imdi de belgesel konusu oldu. Çayan
Demirelin hazırladığı 38 adlı belgesel Dersim isyanını, Dersim
katliamını, belgeler ve tanıkların ağzından sunuyor izleyiciye.
Yönetmen Çayan Demirel yaklaşık 3 yıl önce kendi imkanlarıyla
başlamış belgesel üzerine çalışmaya. şimdiye kadar birçok kayna?a
başvurmuş, eski arşivleri karıştırmış, dönemin gazeteleri,
belgelerini gözden geçirmiş ve dönemin tanıkları bulmuş,
konuşturmuş. Birde sosyolog İsmail Beşikçi, yazar Faik Bulut,
Munzur Çem, Prof. Mete Tuncay, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr.
Cemil Koçak, ekonomist Mustafa Sönmez, Dr. Nurşen Gürboğa, avukat
İbrahim Aksoy ve Kahraman Aytaç gibi bu konu üzerine çalışma yapan,
konuyu bilen kişilerin görüşlerini de alıp belgesele yansıtmış.
Sonunda 68 dakikalık bir belgesel çıkmış ortaya. 38, şimdi 1001
Belgesel Film Festivali kapsamında izleyicilerin karşısına çıkacak.
Belgesel, Umumi Müfettişlik sömürge valiliğidir diyen Faik Bulut,
1973-38de gerçekle?en süreç bir jenosittir, soykırımdır diyen
İsmail Beşikçi, Köylülerin anlatımı, resmi kayıtlara geçirilmeyen
rakamlara göre Dersimde 80 binin üzerinde ölü olduğu söyleniliyor
diyen avukat Kahraman Aytaçın konuşmaları belgesele farklı bir
hava verirken, isyan tanıklarının ağzından çıkanlar ise insanın
tüylerini ürpertecek şekilde.
Hayatlarının belki de son demlerini yaşayan kadın erkek ihtiyar
tanıklar belgeselin gücüne güç katarken, anlattıkları, insanın
aklını almayacak şekilde sert ve keskin görüşler. Onlardan biri
Diz çöktürüp arkadan mitralyözlerle taradılar derken, başka bir
tanık, Bu evler kadar ceset yığılmıştı üst üste, bu evler kadar!
Gavur bile halimize ağlardı, gavur, gavur
diyerek isyanını
anlatıyor.
Ölümleri anlatır mısın sorusuna başka bir tanık, Kardeşim hiç
sorma! Öldürülenleri hiç sorma! Ölü kokusu sardı bu memleketi.
Ormanda düşen, nehirde akıp giden! diye cevaplıyor.
İsyanın gelişinden, isyanı bastırma çabalarına ve Seyit Rızanın
idamına kadar birçok ayrıntıyı gözler önüne seren 38 de, başka
bir tanık da, isyanı bastırmak için yapılan çalışmaları
değerlendirirken şunları dile getiriyor: Devlet gelmiş, okul, yol
yapıyor, bize yardım edecek dedik ama devlet gelir gelmez
namusumuza, malımıza, canımıza kastetti.
Hala isyan izlerini taşıyıp metropolde yaşayan başka bir tanık da,
Burada yaşıyorum, İnönü, Bayar gibi mahalle isimlerini duyduğumda
38 aklıma geliyor ama ben unutmak istiyorum diyor.
On binlerce ölünün yaşandığı, artık Bu son isyandır denilen
Dersim isyanını tanıklarıyla, belgeleriyle birlikte beyaz perdeye
yansıtan Çayan Demirelin 38 isimli 68 dakikalık belgeseli 9.
Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali kapsamında 2 Ekim saat:
20:30da İtalyan Kültür Merkezi ile 3 Ekim Saat: 18:30 ve 4 Ekim
Saat: 16:00da Nazım Hikmet Kültür Merkezinde gösterilecek.
Kaynak
ANF
NEWS AGENCY
İSTANBUL, 01.10.2006
NEO-LİBERAL SOLUN SANATINA DA HAYIR
YURTSEVERLİĞİNE DE!
Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen 1001 Belgesel
Film Festivali kapsamında dün(4 ekim 2006) TKPye bağlı Nazım
Hikmet Kültür Merkezinde 38 adlı bir belgesel yayınlandı.
Yönetmenliğini Çayan Demirelin yaptığı 38 adlı belgesel Atatürkü
itham eden bir kare ile başlıyor. Belgesel boyunca yer alan
müzikler, ağıtlar Cumhuriyet düşmanlığını körüklemekte, 1938
yılında Türk askerinin Tuncelide gerici isyanları bastıran rolü
ters yüz edip, işgal gücü gibi göstermektedir. Hatta bu belgesele
göre halkın askerle karşı karşıya gelmesinin sebebi Türk askerinin
yöre halkının namusuna göz dikmesi gibi uydurma bir iddiaya
dayandırılmış.
Komintern Belgelerinde yer alan Komünist Enternasyonalin
raporlarında geçen ve Kürt Sorununu konu alan belgelerinde
devrimci Kemalist iktidar döneminde ortaya çıkan gerici ve feodal
niteliği ağır basan ayaklanmalara tamamıyla karşı çıkılmıştır.
Şimdi bu meseleyi TKPnin göstermekte hiçbir sakınca görmediği
38 adlı belgeselin konusunu oluşturan Dersim isyanları ile
ilişkilendirelim.
İngiliz emperyalizminin ökçesi altında adlı makalede İngiliz
emperyalistlerinin Kürt sorununa müdahaleleri konusunda özet
olarak şöyle söylenmektedir:
Onların hedefleri- geçenlerde belirtmiş olduğumuz gibi- Sovyetler
Birliğine karşı bir savaş üssü olarak hizmet etmesi için İngiliz
hakimiyeti altında bir Kürdistan devleti kurmaktır. (19 Ağustos
1930- Internationale Presse-Korrespondenz 1930,sayı 70, ss.
1711-1712.)
Hiç yorum yapmadan diğer belgelere geçelim.
Yeni Bir Kürt Ayaklanması isimli makalede aynen şu ifadeler vardır:
İki ayı aşkın bir zamandan beri Ankara Hükümeti, Dersim
bölgesindeki Kürt aşiretlerin yeni bir gerici ayaklanmasını
bastırmakla uğraşıyor. Feodal unsurlar, Kemalist parti tarafından
gerçekleştirilen reformlara rağmen, bu güne kadar ülkenin sapa
bölgesinde barınmayı başarmışlardır
Dersimin hakim katmanları, yürürlükteki yasalara rağmen, kendi
yasadışı ayrıcalıklarını koruyabilmişlerdir
... Halk partisi ( Kemalistler), iç pazarın genişletilmesini
isteyen ulusal burjuvazinin baskısıyla, geçen yıl cumhuriyetçi
devletin bütün ağırlığını ortaya koyarak bu çağdışı duruma bir son
vermeye karar verdi
bu güne kadar Dersim, Türkiyenin ulusal
ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Az gelişmiş olan ticaret,
tamamen aşiret reislerinin ve onların adamlarının aracılığıyla
yürütülüyordu. Öyle ki, başka bir vilayetten hiçbir tüccar,
Dersimde iş yapmayı göze alamazdı, çünkü mahalli mütegallibenin
silahlı çeteleri tarafından haraca kesilmesi veya yağmaya uğraması
kesin gibi bir şeydi. Bu çeteler bununla da kalmaz, barışçı komşu
köylere yağma seferleri düzenlenirdi
Dersimde devlet otoritesi sadece kağıt üstünde kalıyordu.
Feodal aşiret reisleri, her fırsatta, devleti hiçe sayarlardı.
Devletin Dersimde askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve
yasal vergileri toplaması bugüne kadar mümkün olmamıştır. Bu iki
sorun, daima, şeyhler ve ağalar tarafından toptan hallediyordu.
Ağalar, kendi yönetim ve yargı yetkileri altında bulunan ahaliden
işlerine geldiği gibi vergi alıyor ve bunun ancak küçük bir kısmı,
askere gidecek yerde, aşiret reislerinin muhafız birliklerine
fedai olarak giriyor, yani aslında çeteleri oluşturuyordu
Kitleleri kendi peşlerinden sürükleyebilmek için feodal unsurlar,
hükümetin silahlı kuvvetinin zayıf olduğu lafını yaydılar.
Yaydıkları söylentiye göre, hükümet,ayaklanmayı bastırmak için
silahlı birliklerini göndermeye cüret ettiği takdire, İngilizlerle
Fransızların Türkiyeye hemen savaş açacaklardı. Ayrıca Arapların
da isyancılardan yana olduğu şeklinde haberler çıkardılar
(Rundschau, Basel, 1937, sayı 32, s. 1162)
TKPnin sahip olduğu kültür merkezlerinde bu belgeselin
gösterilmesi TKPnin Yurtsever Cephe stratejisinin de dolaylı
yansıması. Emperyalizmin desteğindeki gerici ayaklanmaları
belgeselleyen Neo-Liberal sol aydıncıkların sanatına sahip
çıkarak kültür merkezlerinde yer veren TKPnin bunu Yurtseverlik
adı altında nasıl açıklayacağı muğlak kalmıştır. Nitekim Ulusal
Kanal muhabirlerinin sorularına Biz Özcan Denizi de gösteriyoruz,
bunu da. Bu filmle ilgili bir yorum yapamayız. Bu filmin içeriğine
katılıp katılmadığımızı sormayın diyerek kaçamak cevaplar vermesi
Yurtseverlik anlayışlarının çarpıklığını da gözler önüne
sermiştir.
Tarih her zaman gericiliği ezerek ilerlemiştir. Cumhuriyet Devrimi
de bu gericiliği demir pençesiyle ezerek tarihi ilerletmiştir.
yurtseverler ne zamandan beri emperyalizm işbirlikçisi
gericilere sahip çıkmaktadır.??
Kaynak
oncugenclik.org.tr
09.10.2006
DERSİM 38 BELGESELİNE DAVET
Yönetmen Çayan Demirel, belgesel kapsamında ulus-devlet
mekanizmasını sorgularken, Dersimde devlet eliyle
gerçekleştirilen kıyımı yaşayan canlı tanıklara o yılları
anlattırıyor. BİR KIYIMIN ADI : 38, 9. Uluslararası 1001 Belgesel
Film Festivali'nde 2, 3, 4 Ekim 2006 tarihlerinde gösterime
girecek.
Kaynak
Çayan DEMİREL
pirsultan.net
Resmi tarihle hesaplaşma...
Başımıza neler geldi, neler. Öyle bir acıydı ki, gavur bile
halimize ağlardı. Gavur gavur...
Tedip ve tenkil (Edep, had bildirmek)). Sadece Dersime değil,
bütün bir bölgenin uzak ve yakın tarihine damgasını vuran o büyük
acılara nasıl bir politikanın yön verdiğini merak ederseniz bu iki
kelimeye ulaşırsınız. Yaşananlar, kelimelerin Türkçeleşmesinden
başka bir şeyin değişmediğini gösteriyor. Zira her hak talebinin,
her kendine dikte edileni kabul etmeyişin imhayla yanıtlanması son
30 yıldır da değişmemiş: Şaki, dağlı, eşkıya, serkeş olarak
tanımlanan Kürtler, terbiye edilerek, hadleri bildirilmiştir.
Tedip ve tenkil, 1938de Dersimde yaşanan kıyımı anlatan 38
adlı belgeselde de altı en çok çizilen iki kelime. Belgesel,
belgelerin sunumudur
diyen Yönetmen Çayan Demirel, Dersim kıyımının belgelerini sunmak
üzere arkadaşlarıyla birlikte üç yıl önce yola koyulmuş. Dersim ve
38 kıyımına ilişkin araştırmalar, arşivler incelenmiş, konunun
uzmanları ve sayıları artık giderek azalan tanıklarıyla konuşulmuş.
38 adını taşıyan 68 dakikalık belgesel, işte bu kolektif emeğin
sonunda ortaya çıkmış. Çayan Demirelle, gösterildiği 1001
Belgesel Film Festivalinde büyük ilgi gören 38i konuştuk.
38 belgeseli ilk deneyiminiz mi?
Daha önce bilim felsefecisi Yılmaz Öner belgeseli yapmıştık.
Mektepli değilim ama o yaptığımız belgeselden güç alarak Bunu da
yapabiliriz dedik. 1938, çok bilinen, sonuçları çok ağır olan bir
olaydı ama bununla ilgili bir çalışma yoktu. Tarihsel olarak bunun
yapılması bir zorunluluktu ve aslına bakarsanız kurumların yapması
gereken projeye 2002de arkadaşlarım Ali Naki Gündoğdu ve Ali
Haydar Gülerle başladık ve üç yılda tamamladık.
Bu üç yılın temel zorlukları nelerdi?
Öncelikle ekonomik zorluklar. Çünkü finans anlamıyla
sermayedarların kapısını çok fazla çalmadık. Daha çok arkadaş
çevresi desteği ile tamamlayabildik. Yani, birine Bize kaset al
dedik, diğerinden kitaplar istedik, bir başkasına Yol parasını
ver dedik. Böyle koordine edilen bir çalışmaydı ve belgeselimizin
müziklerini hazırlayan Metin Kahraman başta olmak üzere, bütün
arkadaşlarıma destekleri için teşekkür ediyorum. Resmi ideolojiyi
teşhir edebilmekti amacımız. Bu yüzden yereli çok işleyemedik ama
yereli işleyebilecek, her karesi bir film olan çok fazla olay var.
Bunları anlatmak zaten 68 dakika için mümkün değil.
Resmi tarihin teşhiri, bu ülkede sorunun çözümüne etki yapıyor mu?
Türkiyede resmi tarih yazımı değişmediği ölçüde, ciddi bir
barışın sağlanabileceği kanısında değilim. İsmail Beşikçinin
belgeselde altını çizdiği önemli bir nokta var. 80 yıldır
reddettiniz. Yani Kürt yoktur, dili yoktur, kültürü yoktur
dediniz. 80 yıl sonra bunu kabul etmeye başladınız. Bu bir özür
gerektiriyor der. Bence de çok haklı. Bu tarihsel süreç kabul
edilmezse ve resmi tarih yazımı değişmezse evet, bir arada olma
ortamının gelişebileceği ama bunun çok temelsiz olacağı
inancındayım. Tarih yazımının değişmesi bence barışa atılacak ilk
adımdır. Bizim bu derdi işlememizdeki ve altını çizmemizdeki neden
de budur. Yoksa halkları birbirine düşman etmek gibi bir derdimiz
yok. Çünkü halklar birbirine düşman değil. Belgeselde katliama
maruz kalmış yaşlı bir ana, Derdime yanan yok. Biz de halkız.
Halk halka ağlasın diyor. Demek ki halkların birbirinden bir
beklentisi var. Resmi ideolojiyi oluşturan kurumların, kişilerin
halkları birbirine düşürme istencini kaldırabilmenin yolu da bu
resmi tarihle hesaplaşma kanımca.
Dersime giderek tanıklarla da konuştunuz. 38in hem tanıklar,
hem de Dersimliler üzerindeki etkilerine ilişkin neler
gözlemlediniz?
Aslına bakarsanız bölgede 1938den beri süren bir savaş ortamı
var. Ve 38in dilini çözdüğümüzde, Kürt sorununu da
algılayabiliyorsunuz. Coğrafyanın o savaş ortamını hiç yitirmemesi,
insanların bu acılarını unutmamasını sağladı. Aradan uzun zaman
geçmesine rağmen hâlâ hatırlıyor olmaları, aslında çok travmatik
bir durum olduğunu gösteriyor. Yani her acı gördüğünde aklına ilk
gelen fotoğraf, 38 fotoğrafı. Bu travmayı gelenekleriyle
yaşıyorlar. Bu ses tonlarına, davranışlarına yansıyor. Örneğin
38i sorduğumuzda kimse bize cevap vermiyordu. Ama kendi
hayatlarını sorduğumuzda ilk anlattıkları yer 38di. Bu o travma
dediğimiz şeyi çok net ifade ediyor. Bir güven sorunu da var.
Diyalog kurabilmek için onların güvendiği insanlarla gittik. Ama
yanlarında kaldığımız yaşlılarla kendimiz diyalog kurmakta
zorlanmadık. Çünkü o dili, o geçmişi bilmiyorsanız, yaşlılarla
rahat iletişim kuramıyorsunuz.
Dersimliler ve tabii 38i bilmeyenler, belgeseli ne zaman
izleyebilecek?
Bu coğrafyada yaşayan halklar, Dersim gibi olguları çok fazla
bilmiyorlar. Yani süreç bir isyan kavramıyla tanımlanıyor ama
orada bir isyan falan yok. Bu nedenle bunu Dersimlilerden çok,
Anadoluda yaşayan halklara izlettirmek gerekiyor. Dersimde bir
buçuk ay kadar sonra bir gösterim tasarımız var ancak diğer
kentler için bir tarih henüz dillendiremiyoruz.
38in de gösterildiği 1001 Belgesel Film Festivalinde Ermenileri
konu alan bir belgeselin programdan çıkarılmasını siz nasıl
yorumladınız?
Bu Türkiyenin siyasal bir refleksi. Ahmet Kaya yıllar önce
Kürtçe bir klip yapacağım demiş, bu ülkenin siyasal refleksi
adama çatal bıçak fırlatmıştı. 1001 Festivalinin, örneğin 38e
ilişkin de kaygıları vardı ama bu kamuoyu nezdinde çok fazla ifade
bulmadığı için bir yaptırımla karşılaşmadılar. Onlar için bir
çekince olmadı yani. Ama aynı durumu Ermenileri anlatan belgesel
için söyleyemiyoruz. Belgesel, belgelerin sunumudur aslında. Biz
de 38de yaşananları aktardık. Bu anlamda çok ideolojik durmanıza
gerek yok.
Kaynak
Serpil İlgün
evrensel.net
Dersim isyanının belgelesi...
On binlerce ölünün yaşandığı, artık Bu son isyandır denilen
Dersim isyanını tanıklarıyla, belgeleriyle birlikte beyaz perdeye
yansıtan Çayan Demirelin 38 isimli 68 dakikalık belgeseli 9.
Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali kapsamında 2 Ekim saat:
20:30da İtalyan Kültür Merkezi ile 3 Ekim Saat: 18:30 ve 4 Ekim
Saat: 16:00da Nazım Hikmet Kültür Merkezinde gösterilecek.
Kaynak
İstanbul, 4 Ekim 2006
sendika.org
1001 Belgesel Film Festivali'nde Kürt filmleri...
9. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali, "Diyarbakır
Damlarında", "Nazê", "38", Simit Ustası, "Diyarbakır Sinemaları
ve Guan-Di'nin Düğünü" gibi birkaç Kürt filminin gösterimi
sürüyor.
29 Eylül başlayan 9. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali 5
Ekime kadar devam edecek. İtalyan Kültür Merkezi, Atatürk Kültür
Merkezi, Fransız Kültür Merkezi ve Nazım Hikmet Kültür Merkezinde
ücretsiz gösterilen belgeseller içinde Kürt yönetmenlerin ve
Kürtler üzerine çekilen belgeseller ilgi görüyor.
2 Ekimde Dersim isyanını anlatan 38 belgeseli izlemeye gelen
sinemaseverler salonu doldururken, belgesel yönetmeni Çayan
Demirel, düşüncelerini dile getirirken çok heyecanlı olmasından,
izleyicilerle kısaca söyleşti.
Festival kapsamında 5 Ekime kadar gösterilecek Kürtler üzerine
belgeseller:
38
Dersim isyanı üzerine şimdiye kadar çok kez konuşuldu, yazıldı,
kitaplar yayımlandı ve şimdi de belgesel konusu oldu. 38 adlı
belgesel Dersim isyanını, Dersim katliamını, belgeler ve
tanıkların ağzından sunuyor izleyiciye.
Yönetmen: Çayan Demirel
68 dakika / Kürtçe - Türkçe
Kaynak
3.10.2006
firatnews.com
ATATÜRK'E, CUMHURİYET VE ORDUYA HAKARET
Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen 1001 Belgesel
Film Festivali kapsamında dün TKPye bağlı Nazım Hikmet Kültür
Merkezinde "38" adlı bir belgesel yayınlandı.
Filmde Atatürke yöneltilen suçlamalar ile Türk ordusuna yönelik
ağır hakaretler sanatın da, mantığın da sınırlarını aşan bir
çirkinlikteydi.
Yönetmenliğini Çayan Demirelin yaptığı 38 adlı belgesel Atatürk'ü
itham eden bir kare ile başlıyor. Belgeselde karşımıza çıkan ve
1938 yılında Tuncelide yaşanan olayları yorumlayan ilk
Akademisyen ise Mete Tuncay oluyor. Tuncayın çalıştığı özel
üniversite ise Sözde Ermeni soykırımını destekleyen konferanslara
ev sahipliği yapan Bilgi Üniversitesi. Prof Dr. Baskın Oran, Prof.
Dr. Cemil Koçak gibi isimler de filmde yer verilen diğer
yorumcular.
Müzikleriyle, ağıtlarıyla, bir Cumhuriyet düşmanlığı filmi
olduğunu ilk sahnesinden ortaya konan belgeselde Türk askeri 1938
yılının Tuncelisinde işgal kuvveti gibi gösterilmekte. Film,
Cumhuriyeti ve Türk ordusunu eleştirirken belden aşağı vurmaktan
da hiç çekinmiyor. Bu belgesele göre, halkın askerle karşı
karşıya gelmesinin nedeni ise Türk askerinin yöre halkının
namusuna göz dikmesi.
"38" adlı film, Türkiye Komünist Partisine bağlı Nazım Hikmet
Kültür Merkezinde gösterime girdi. Nazım Kültür Merkezinin
yetkilileri ise Ulusal Kanala konu ile ilgili olarak şu ilginç
açıklamayı yaptılar: Biz Özcan Denizin filmini de yayınladık,
bunu da. Bu filmle ilgili bir yorum yapamayız. Bize bu filmin
içeriğine katılıp katılmadığımızı sormayın. TKPye bağlı kültür
merkezinin yetkilileri ısrarlarımıza rağmen konuyla ilgili olarak
kameralarımıza bir açıklama yapmayı ise reddettiler.
Perşembe, 05 Ekim 2006
ulusalkanal.com.tr
Dersim belgeseli polise takıldı...
İsyanın ardından birçok insan başka illere gönderildi. Çok sayıda
ayaklanmacı değişik hapis cezalarına çarptırıldı.
Polis, Munzur Barış ve Kültür Günleri'nde Dersim olaylarını
anlatan '38' belgeseli için ön izleme talep etti. Belgeselin
yönetmeni Demirel nazikçe uyarıldı! Gösterilmesi için herhangi bir
iznin gerekmediği '38' organizasyon komitesi tarafından 'provokasyon'
korkusuyla programdan çıkarıldı.
"Gündoğanlar Düğün Salonu'nda saat 18:00'de halka gösterimi
yapılacak olan '38' adlı belgesel filmin, bahse geçen yer/saatte
gösterilmeden önce incelenmek üzere Emniyet Müdürlüğü Güvenlik
Şube Müdürlüğü'ne 06.02.2007 günü saat 15:00'e kadar teslim
edilmesini rica ederim."
Tunceli vali yardımcılarından Turgut Gülen imzalı bu yazı, 6 Şubat
2007 tarihi taşıyordu ve Hrant Dink anısına düzenlenen Munzur
Barış ve Kültür Günleri'nin tertip komitesi başkanı Hasan Çiçek'e
gönderilmişti. Hasan Çiçek yazıyı alır almaz 1938 Dersim
olaylarının anlatıldığı '38' belgeselinin yönetmeni Çayan
Demirel'e götürdü. Çayan Demirel'in yüzü, yazıyı görür görmez
asıldı. İngiltere ve İstanbul'da düzenlenen festivallerde ve çok
sayıda kültür merkezinde gösterildiğinde büyük beğeni toplamış
"38", ilham aldığı topraklarda engellenecek miydi?
"Çıkmadık candan umut kesilmez" diye düşünen Demirel, Emniyet'in
yolunu tuttu. Kapıda Asayiş Şube Müdürü'yle görüşmesi gerektiği
söylendi. Tam 'ön izleme' talebiyle itirazını dile getirecekti ki,
polislerin bir başka tebligat daha hazırlamış olduğunu gördü. Yine
6 Şubat tarihi taşıyan 3. Sınıf Emniyet Müdürü Özer Özben imzalı
tebligatta bu kez, "38"in eser işletme belgesinin olup olmadığı
soruluyor, yasalar gereği 'sertifikası yoksa gösterilemeyeceği'
belirtiliyordu. Bu yönde hazırlanmış 'tebliğ ve tebellüğ belgesi'
yönetmen Çayan Demirel'e imzalatıldı.
'Müdahale ederiz'
Sonra bir yetkili kibarca belgesel için tertip komitesine yazılı
olarak iletilen 'ön izleme' talebini bu kez sözlü olarak yineledi.
Filmi izleyeceklerini, eğer 'uygun' bulurlarsa eser işletme
belgesinin yokluğunu da sorun etmeyeceklerini söylüyorlardı.
Oysa ne ön izleme talebi yasaldı, ne de ticari amaçlarla
çekilmemiş belgesele 'eser işletme belgesi' gerekiyordu. Çayan
Demirel polislerin isteğini geri çevirdi. Ona göre polislerin asıl
amacı, '38'in asıl ruhunu bulduğu topraklarda gösterimini
engellemekti. Çayan Demirel polislerle arasında geçen diyaloğu da
şöyle aktardı:
- Belgeseli göstermek için sizden izin almam gerekmiyor.
- Amacımız izin vermek değil, tedbir almak. Bir provokasyona
meydan vermemek istiyoruz.
- Bu film Türkiye'de ve yurtdışında çok sayıda salonda oynadı,
hiçbir yerde böyle bir taleple karşılaşmadım. Tunceli'de farklı
yasalar mı geçerli?
- İsterseniz izletirsiniz elbette ama arkadaşlarımız suç unsuru
buldukları herhangi bir sahnede müdahale ederler.
- Bu provokasyon olur. Gösterimden kaldırırım ama dava açarım.
- Dava açarsanız bizi incitmiş olursunuz.
Polisle yaptığı görüşmeden sonuç elde edemeyen Çayan Demirel,
Emniyet binasını terk etti ve tertip komitesi de herhangi bir
provokasyona meydan vermemek için filmi gösterimden kaldırdı.
Filmi izlemeye gelenler, gösterimin yapılacağı düğün salonunun
jandarma ve polisler tarafından kuşatılmış olduğunu gördü. Bu
engelleme protesto edildi edilmesine ama değişen bir şey olmadı.
Tekrar davet edildi ama
Ertesi gün tertip komitesini araya koyan polisler, Çayan Demirel'i
tekrar Emniyet'e davet ettiler. "Gelsin bir çayımızı içsin"
demişlerdi nazik davetlerinde. Demirel'e göre, ikinci davette amaç,
'dava açma' konusunu görüşmekti. Davete icabet etmeyen Demirel, "Tunceli
Emniyet Müdürlüğü nasıl becermişse 'kalite belgesi' almış. Eğer
açacağımız dava aleyhlerine sonuçlanırsa bu belgeyi de yitirmekten
korkuyorlar" dedi.
Üç yılda çekildi
1937-1938 Dersim olaylarının anlatıldığı '38', üç yıllık bir
çalışmanın ürünü. 2006 yılı yapımı olan belgeselin orijinal
müzikleri Metin-Kemal Kahraman'a ait. İngiltere'de Londra Kürt
Filmleri Festivali'nde gösterilerek 'övgüye değer' bulunan '38',
Tunceli'de engellenmiş olsa da, bugüne kadar herhangi bir adli
soruşturmaya uğramadı.
İsyanda yedi kişi idam edildi
Tunceli (Dersim) bölgesinde, yörenin doğal koşulları ve aşiret
temeline dayanan toplumsal yapısı, merkezi yönetimlerin otorite
kurmasını engellemişti. 1935'te 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin
İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı. Buna göre Tunceli iline
yetkileri çok geniş askeri vali atanacaktı. 20-21 Mart 1937'de
Abasan aşireti reisi Seyit Rıza önderliğinde vergi vermek
istemeyen aşiretler ayaklanma çıkardı. Dersim Bölge Valisi General
Abdullah Alpdoğan komutasında başlatılan askeri harekât, 13 Eylül
1937'de sona erdi. Yöre halkının bir kısmı başka illere gönderildi.
Seyit Rıza'yla altı kişi idam edildi. 1938'de yeni bir ayaklanma
çıktı. Bu ayaklanma da Eylül 1938'de bastırıldı.
Radikal, 6 Nisan 2007 |
|