Anasayfa


QırıxDoğan Güzel

e-mail

 

"Elli elli yız
Biz diyarbakırlıyız
Ceketimizi atar, sokakta yatarız
Hapısxane evimiz, kelepçe kol seetımız
Bekçi poles çırağımız
War mı bize yan baxan....?"
 
Qırıx ve siyasal kimligi

Bir kimlik denetiminde takıldıgı bir anda, yanından platonik aşkı liseli kız gecmektedir.
Qırıx için, bir sırat köprüsüdür bu an. "Kırolar, kimliklerinizi çıkarın bakiim...Sen ne bakıyorsun ulan!" diyen polise, "Sen ne biçim qnişiyorsın! Küfıretmeye hıkkın yoktır... Üstelik kıro-mıro degil,Kürt! Temam?" der. Kiza duyurmustur bu sözleri.
Yapabilecegi en büyük gösteriyi, neleri göze alarak tamamladigini, polisin konusma balonu ile umursamaz yürüyüp giden liseli kızı, karşıt köşelere yerleştirerek anlatır.
Qırıx, orta yerde, "yaktın beni... Sırf senin.." diye söylenmektedir icinden. Evet, "Sırf senin..." Bu sözler onun "Siyasal kimligi" nin kaynakları ve sınırları hakkında söylenebilecek herseyi özetlemektedir.

Egiliminin kaynağı ile hedefi, burada da birbirine karşıttır. Qırıx, kendisine bir imaj secerken, yalnızca yükselen ulusal kimlik dalgasının ve siyasal mücadelenin cekim alanında olmaktan etkilenmez; aynı zamanda bir kürt delikanlısı olmanın getirdiği seçeneksizlikle de karşı karşıyadır. Adi suçtan, kimbilir bir kavgadan, sarhoşluktan, "Nezarete" düşer. Ne "Ermeni baba" liği kalir, ne "Allahsız terörist" liği... Asla bir "Adi suçlu" olduğunu anlatamaz. Falaka ve iki tokat karşısında. Liseli kıza, kahvedekilere hava atmak icin büründüğü siyasi kimligi inkar edebilmek icin çabalar durur. Öfkesini, sabahleyin kahvede, onu adi suçtan nezarete düştüğü için eleştiren "Siyasi Abe" den çıkarır: "Bu sürecte olayı böyle değerlendırmen xata olur Siyasi Abe...Zaten hep sız yaptınız..." Ikililik, bu sözlerde de yansır: Önce, "Bu süreçte" adi-siyasi ayrımının kalmadığı biçiminde bir "Analiz" yapar. Devrimcinin karşısında savunmak zorunda olduğuna inandığı düşüncelerin bir ifadesidir bu; uygun termolojiyi de kulaktan dolma edinmiştir zaten. Sonra, hemen ardından, üç noktalık bir zaman içinde, suçu devrimcilere yükler. Görünüsteki bağlılık, kopuşa döndü dönecektir. Havaya uygun bir orta yer arayışının en tipik anlatımını buldugu öykülerden birinde Qırıx, siyasi analizler yaparak banta girer. "Newroz, 15 Axostos gibi dönemlerde insan terörize oli... Yoxın operasyonlar, tutuxlamalar..." "Devlet psixolojik sawas yapi... Kendini her biçimde gösteri... Bu gibi dönemlerde hayati çekilmez qıli..."Endişeli yüzü yavaş yavaş gevşemekte, bir sırıtmaya dönmektedir: "Fakat bazı avantajları da yox degil... Siyasilerin bazı nedenlerden dolayı bir süre ortalıxtan kaybolmalari gereki...Ve tabi bu durumda... "Sözlerini arkadaşları tamamlar: "Ustaaaaaa! Hele bize oyın qaxıdı getir!"

Kaynak: Dogan Güzel: Qırıx Kitab' ından
 

Qırıxların Hikayesi…

Hepsi de bedenlerinin bir yarısında şövalyelik, diğer yarısında cellatlık taşır. Onlar Diyarbakır qırıklarıdır. Bakışları, yürüyüşleri, davranış kalıpları birbirine benzer. Ceketleri omuzlarındadır hep. Zulalarında satır taşırlar. Ayakkabıları sivri burun, yumurta topuktur ve mutlaka arkasına basılmıştır. Tizbah (tesbih) olmazsa aksesuarı eksik kalır.

Direngenlik, isyan duygusu ve gözü-karalık sanki kalıtımsaldır Diyarbakır'da. Talihin pek şefkatli davranmadığı, şiddetin akrep gibi ortalıkta dolaştığı, toprağı sürekli çiğnenen, gülüşü dondurulmuş, dili ertelenmiş, acıya tanıklık etmesini bilen bu şehirde, küçe çıkmazların, örtmelerin, havuşların, tahtların, eyvanların birbirine karıştığı mahallelerde, o iri taşlı sağlam evlerde, sancılı sokaklarda, beden dibinde ve viran caddelerde rastlayabiliriz onlara.

Hepside "şehir çocuğu" olmakla övünür. Hançepek, Kore mahallesi, Alipar, Mardinkapı, Ben-u sen ve Bağlar En iyi şehir çocukları buralardan çıkar. Kibir, gurur, başkaldırı ve kavga daha onlar ufacık bir çocukken siner ruhlarına. Sıradan bir nedenden dolayı uzunca bir sokağın tüm insanları, evlerde kavga için özel olarak yaptırılmış başı topuz cennahlarla, satırlarla, kazma-küreklerle sokağa fırlayıp birbirinin kafasını gözünü yararsa hangi çocuk büyüyüp de "qırıklık" mertebesine ulaştığında "ölüme de tilili" demez ki..

Tozlu küçelerde her üç lafının biri küfür olan ve iş küfüre geldimi Kürtçe’yi de Türkçe’yi de büyük bir ustalıkla kullanabilen, meydan-beş tıraşlı, üzerinde eski bir fanila, bacağında yamalı bir pantolon, ayaklarında cizlavit ve bakışlarında insanı hayrete düşürebilecek bir saldırganlık taşıyan kaç çocuk büyüyünce özel bir söylem edinmez ki Edinir elbette 5-6 yaşlarında bir bastıbacak, sokağından geçen hiç tanımadığı yedi yabancı birinin ardından "şebbşeeeboook" diye bağırıp sataşır örneğin. Yada bununla da kalmaz insanı canından bezdirene dek hep aynı dizeyi tekrarlayıp durur:

"Paşa paşa sırtın yere yapışa."

Çok da hazır cevaptırlar sonra. Sigara içtiğini gördüğünüz bir fırlamaya "Oxlum o elindeki ne Niye içiyorsun?" diye sorduğunuzda hiç istifini bozmadan, hatta dumanı da yüzünüze savurarak cevabı patlatır. "Sana ne Babanın cigarası mıdır"

Büyüyüp serpildikçe hem hırçınlığı ve kaba-sabalığı, hem de mertlik ve raconculuğu artar Qırıxın. Tünediği bir kahve köşesinde, yada Köpeküldüren şarabını çekmeye gittiği On-gözlü köprü' nün altında her an infilak edecek bir saatli bomba gibi durur. Söylemese haddinden fazla zenginleşmiştir. Şu veya bu nedenden kafası bozulan yada canı sıkılan qırık o esnada çevresinde bulunan herhangi birisine bulaşırken terminolojisini kullanır:

"Biz ako şeyi miyiz ula rutto"

"Pot kıran ölür"

"Bize de mi lolo ula qeşmer"

"Pıreze yapma ula kevaşe"

"Allah' ın emriyle get kimseye karışma"

"Qılo pılo yapma"

"Ayağı yerde olanın"

Cahit Sıtkı Tarancı' sı Ahmed Arif' i ile ünlü Diyarbakır' da şiddetin bile şiiri vardır:

“Dağkapı' da hüzünlü bir akşam vakti

Dan,dan,dan

Ne oldi benim babam

Ne olacak üç ölü beş yaralı”

Sadece bu değil elbette. Mısralarını tam olarak hatırlayamadığım ve tepeden tırnağa meydan okumayı içeren bir başka şiir ise şöyledir :

“Elli elli yüz/ Biz Diyarbakırlıyız

Ceketimizi atarız/ Kol üstünde yatarız

Bize biz derler/ Başkasına çuvaldız derler

Hapishane evimiz/ Karakol kahvemiz

Bekçi polis uşağımız/ Kelepçe kol saatimiz...
 

Amed ve Qırıxlar

Qırıxlar Diyarbakır’ın bol dikenli gülleridir. Qırıxlar Diyarbakır’ın asi ve marjinal gençleridir.

Kürtlerin mücadelesinin geliştiği, toplumsallaştığı dönemde gündemimize giren “pexas”lar yani “qırıx”lar, kapitalizmin onları “kişiliksiz serseriler” haline getirmek istemesine inat, mücadelenin gelişmesiyle devrimcileşmiş ve kavgaya omuz vermişlerdir. Aslında Qırıx kişiliği Amed’e özgü değildir. Egemenlere karşı kavgaya katılan her Kürt genci Qırıx’ın geçtiği yoldan geçmiştir. Her Kürt Qırıx’ın kişi-liğinde kendine uygun yönler bulacaktır. Ve burada anlatılacak olan Kürdün kendisinden başka bir şey değildir. Qırıxlar sosyalist cumhuriyetin de sıra neferleri olacaklardır. Bu itibarla; Amed’in yeni “siyasi abe”lerine Qırıx kişiliğini anlatıp, dikkat edilecek noktalara parmak basmak yoldaşlık vazifemizdir.

Qırıx, kişiliğinde çelişkiyi, çatışmayı ve bir anlamda da sadeliği bir arada barındırır. Güce tapar, eğer delikanlı bir çevresi de varsa, hayatta sırtının yere geleceğine inanmaz. Qırıxlar saf (işlenmemiş) halleriyle sömürgeciliği bilince çıkarmış kişiler değildirler. Bu durum mücadeleyle bir nebze aşılmıştır. Lakin önemli bir kısmı yaşamı ona zindan eden sisteme karşı, mücadeleden başka bir şansının olmadığını bilerek, bir nevi zorunluluktan kavgaya katılmıştır. Çekinmeden söylemek gerekir ki; apolitikleşme süreçleri umduğumuzdan da kısa sürebilir. Qırıxlar delikanlılık raconu gereği haksızlıklara karşı çıkmak zorunluluğunu hissederler. Bu anlamda Qırıx bilinci, sınıf bilincinin en körpe hallerinden birisidir.

Qırıxları işçi sınıfından saymak teorik olarak ne kadar mümkünse, pratik olarak da o kadar zordur. Qırıxlar hiyerarşi tanımaz, anarşiyi de sevmezler. Bir işte çalışırken, ustabaşı yahut patron damarına basarsa posta koymaktan da çekinmezler. Mamafih iş konusunda (eğer iş varsa) istikrarsızlık bir realitedir. Qırıx’ın feodal değer yargılarından çıkardığı sonuç oportünizmdir. Bazı alışkanlıkları şiddetle reddeder, bazılarına ise sıkı sıkıya bağlıdır. Ekonomik olarak ai-leye ve çevreye (çevre ile ilişkisi “haraç” ilişkisidir) bağımlıdır. Qırıx ailesi ile de pek anlaşamaz. Babası olmadığı zaman evde terör estirir, babayla da hep kavga eder. Kavganın nedeni “iradi hegemonya”dır. Qırıx eğer çok kaşınırsa babası parayı keser. Qırıx vakarından kaybetmeyi göze alıp babasından para istemez. Ama üç kuruş için annesinin ayaklarını öpmeye hazırdır. Zaten Qırıx’ın alabildiğine esnediği tek kişi annesidir. Kardeşleri üzerinde ise tartışılmaz bir otoritesi vardır. Ayak işlerini hep küçük kardeşle-rine yaptırır. Erkek kardeşleri, abilerinin her hareketini taklit etmeye çalışırlar; sigara içişinden yürüyüşüne, giyimine kadar. Küçük Qırıxlar böyle olgunlaşır.

Her Qırıx’ın mutlaka bir “sator”u vardır. Sırta ya da kemerin yan tarafından pantolonun içine gizlerler. Polis baskısının yoğun zamanlarında sator taşımak zorlaşır. Böyle zamanlarda satorlar emanetçilere bırakılır.

Qırıxların birinci evleri aslında takıldıkları kahvelerdir. Baba evine daha az uğrarlar. Her Qırıx’ın takıldığı bir kahve vardır ve Qırıx iki eli kanda olsa da mutlaka kahveye uğrar. Qırıxlar birbirlerini kahveden sorarlar. Üç öğün yemek kahvede yenir. Kahvenin ocakcısı ise Qırıx’ın hem sekreteri hem de emanetçisidir. Qırıxlar çay paralarını kimseye ödetmez, kendileri öderler. Hatta bir başkasının (beleşçi değilse) çay parasını ödemek Qırıx’ın itibarını artırır (en azından Qırıx öyle düşünür).

Qırıxların cebinde para yoktur ama fiyakaları her zaman yerindedir. Kumaş pantolon ve -illa uzun kollu- beyaz gömlek, (gömleğin kolunu iki kere katlamak gerekir) ceket, sivri burunlu kundura ve beyaz çorap... Bunlardan birisi eksik olursa Qırıx kendisini çıplak hisseder. Ceket sürekli sırtındadır (satoru gizleyebilmek için). Ayakkabılarının arkasını da ezerek giyerler. Qırıx’a “Qırıx” ismi biraz da bu nedenle yakıştırılır.

Qırıxların da bizim gibi kutsal saydıkları “dawa”ları vardır. Önemli bir ayrıntıyı belirtirsek: Onlar için ideal olan dawa kara kaşlı, kara gözlü ve vücut ölçüleri muntazam olanıdır. Bir Qırıx’ın dawası diğerlerinin “yenge”sidir. Qırıx’ın sevdiği kız genellikle liselidir. Qırıxlar hafta içi her gün dawalarını okula götürür ve eve geri getirirler. Olmaz ama, hani olur da Qırıx yengeyi bir gün bile okula götürmezse, kendini aşkına ihanet etmiş sayar. Yengeyle Qırıx arasında her zaman bir mesafe vardır. Yenge önde Qırıx arkada yürür. Çünkü yengenin Qırıx’ın arkada olduğunu bilmemesi gerekir. Bunun nedeni de Qırıx’ın aşkının aslında platonik olmasıdır. Yenge’nin Qırıx’tan haberi olsa belki iş hallolacaktır ama Qırıx kaç şişe şarap devirmiş, yine de cesaretini toplayıp aşkını ilan edememiştir. Eğer olur da birisi yengeye sarkıntılık yapıp laf falan atarsa satoru kafasına yer. Qırıx dawası için kaç kez kan dökmüştür yıllar boyunca... Evet bu aşk yıllar sürer. Bu süre zarfında Qırıx yengeye açılamamışsa, muhtemelen yenge okulu bitirmiş, başkasıyla evlenmiş ve sırra kadem basmıştır. Yenge başkasına yar olur, Qırıx’ın payına da “cılet” düşer.

Qırıxlar Amed’in ünlü ciğerinden yemeyi çok severler. Akşamüstleri köşe başlarında biten ciğercilere damlar, karınlarını doyururlar. Bir de düğünleri çok severler. Düğünlerde bütün hünerlerini gösterip en iyi köçeği atmaya gayret ederler. Hele bir de dawası düğündeyse gayet tabii ortalık şen olacaktır. Bu esnada Qırıx’tan iyi köçek atmak ya da yengeye yan bakmak kavga nedenidir. Böyle zamanlarda (sator da yanında yoksa) kavga hemen yapılmaz, randevulaşılır. Randevu saati geldiğinde karşı taraf isterse bir orduyla gelsin, kavgadan kaçmak yoktur. Bu tür randevular genelde Hewsel’e, Xançepek’e kesilir. Qırıx dayak da yese akşam kahvede kavgayı başı dik, gözleri parlayarak anlatacaktır. Mesela kavga sonrası anlatılan bir hikaye şöyle olabilir: “Bıremın geçen gün Tekkapi’nin orda turlidım. Bi de baxtım karşidan Pışo Mıhemey’le arkadaşlari geliler. Dedım ula Mıhemey burda ne arirsen. Dedı ki, sağa ne ula, sen seni buranın muxtari ilan etmişsen. Ulaan dedım, aralarina bi daldım... Görecaxtın bi kaçiler, bi kaçiler... Ama abenem hiç beni yaxaliyabılırlar”

Qırıxlar genelde asker kaçağıdırlar. İradelerini kim-seye teslim etmezler, hiyerarşi onlara uymaz... Qırıx kaçağa düştükten sonra herhangi bir yerden bulduğu öğrenci kimliğiyle gezinir. Polisin sık sık bastığı kah-veye kendi kimliğiyle gitmek riskli olacaktır. Zaman geçtikçe, Qırıx siyasallaştıkça askere gitmeme gerekçesi de siyasallaşmıştır.

Qırıxların son durumu

Qırıxlara ilişkin daha fazla şey yazmak mümkün ama Kürt gençlerinin nereden başladığını anlamak için bu kadarı da yeter. Bu özette anlattığımız tipoloji ağırlıklı olarak 1990 yılı öncesi süreçte rastlanılan tipolojidir. Tamamıyla değiştiğini söylemek ise abartı olacaktır. Qırıx kişiliği bazı alışkanlıklarını terketmemekle birlikte ‘90 sonrasında siyasallaşmıştır. Qırıx’ın mücade-leye katılışı ise bilinçli bir siyasi tercihten ziyade, kaçamayacağı bir zorunluluk olmuştur. Devletin baskıları, hayatı Qırıx’a zehir etmiş (rahatça sator taşıyamaz olmuş, kahveler, düğünler basılıp insanlar horlanmış Qırıx bir şey yapamamıştır), en sevdiklerine yapılanlar gururunu incitmiş, ölümle karşı karşıya kalmış ve mücadeleye katılmaktan başka bir çaresi kalmamıştır. Bütün bunlar mücadeleye katılmak için elbette yeterli gerekçe-lerdir ancak mücadelenin siyasi hedefleri bu sorunları ortadan kaldırmakla sınırlandığı müddetçe; sorunlar çözülünce statükoya mahkum olunacak ve bu da kaçınılmaz olarak tutuculaşmayı, gerilemeyi ve apolitizmi beraberinde getirecektir.

Qırıx’ın mücadeleye katılmasının bir nedeni de “siyasi abe”lere duyduğu saygıdır. Bu saygı da, Qırıx’ın sınıfsal aidiyet olarak değil belki ama yaşama dönük motivasyonu itibarı ile küçük burjuva özellikler taşımasından kaynaklanır. Dediğimiz gibi, Qırıx güce tapar, güçlüye hayrandır ve siyasi abeler Qırıx’ın yapmaya cesaret edemeyeceği işleri yapmayı göze alacak kadar cesurdurlar. Bu cesaret bir çekim merkezi olmuş ve Qırıx’ı mücadeleye yakınlaştırmıştır.

Kitleleri siyasallaştıran şey eylemdir...
 

Bir Qırıx Fıkrası...

Diyarbakırlı bir qırıx universite kazanmış....yani okulda falan çalişmazmış ama zekiymiş bu abimiz...
hemde TIP fakültesi kazanmiş....

neyse unive başlamiş..tabi univ.hayati ona garip geliyor başlarda zorluk çekiyor arkadaşlarla öğretmenlerle...

ordaki yaşama ayak uyduramıyor...
tesbahi hala elindeymiş...bazende kundurasının topuğunuda kırmaktan geri kalmazmış....

welhasil bi gun anatomi dersinde...arka sıralara oturmuş..ayak ayak uzerine ....tesbahi taqu raq sallıyormuş...

profesör derse gelip başlamiş anlatmaya.....

biizmkisi dik dik bakyr hocaya ve not falan da almıyormuş....

nneyse biraz sonra prof. te dikkat ediyor ona ve ters bi elektrik alıyor ondan....tavırları hoşuna gitmmeiş biizmkiniin..

gelmiş kırıxın yanına ve ona demiş ki:

-çıkkk dışarıı...!!!

qırıx istifinini bozmadan çıkar..

bi yarım saat sonra kapiyı hafifçe açmış ve kafasını çıkartarak kapıdan hocaya demiş ki:

-dee hadi oxlımm ... gelmisen ??
 

Serkar DOĞAN GÜZELİN çizgileriyle belide kan damlayam satırı bile sevimlilik kazanan qırıx larımız isimleri keko, şexmus olan saygın insanlar bu sayfa sizlerin hiç bir zaman göremiyeceğinizi bilen ben tarafından varlığınıza atfen açılmıştır
diyarbakır'ın, bıçkın, külhanbeyi, işi gücü olmayan, saf kürt delikanlılarıdır. okunuşu gırtlaktan vurgulu kırık gibidir.

qırıxlar, nev i şahsına münhasır kişilerdir. rakı içer, esrar çeker, avare avare dolanırlar. tesbih ve sator*ları en önemli aksesuarlarıdır. bir de peşleri sıra pervane oldukları, ama bir kere bile konuşmadıkları dawa*ları vardır. sator genelde takip edilen dawaya biri yan gözle baktığında ortaya çıkar.

qırıx, aynı zamanda gerçeklerinden esinlenerek çizilen bir karikatür kahramadır. dogan guzel tarafından çizilmiş, önce farklı zamanlarda farklı sıfatlar alan gundem gazetelerinde, daha sonra ise kitap halinde yayınlanmıştır. baş kahramanı qırıx keko'dur. kendisi gibi qırıx olan en yakın arkadaşı ceto, kardeşi junior qırıx kuto, bacısı eyso, para almaktan gocunduğu ve korktuğu tek adam olan babası, kendisini korumak için yaptıklarıyla karizmasına zarar veren annesi, kursi*lerinde oturdukları kahvenin sahibi kahveci remezan abe, siyasi abe, feyzo, mahlenin diğer qırıxları ve polislerle özel timlerden oluşan devlet diğer kahramanlardır. bir de dawası leyla vardır, elinde kitap ardında keko ile yürüyen...


Qirix navê rêzekê karîkatûran a Dogan Guzel e.

“Qirix” bi wateya xwe ya din “Pêxwasê Amedê”, bi karekterên Keko, Siyasî Abê, Dewê, Hacî Silêman, Feyzo û hwd. ku heryek bi serê xwe xwedî karekterên cûdane, bûyerên siyasî û yên civakî yên serdema tê de bi zimanekê ku herkes fêhm bike tîne ziman.

Gelek xwendevanan di serdema rojnameyên Özgür Gündem û Özgür Ülke de tenê ji ber karîkatura “Qirix” rojname dikirîn, gelek xwendevanan pêşiya li sernivîs û naveroka rojnameyê binêrin, wan dîrekt çav li Qirix digerand. Sedemê wê yekê ew bû ku herkesî xwe û derdora xwe di nava Qirix de nedidît.

Gelek caran sedemê berhevkirina rojnameyên navderbasbûyî ji hêla dadgehên tirkan ve naveroka karîkaturên Qirix bû. Afirenêrê karîkatura Qirix, Dogan Güzelses wextek dirêj ji ber Qirixa xwe hate girtin û di cîhanê de yekem car bû ku karîkaturîstek ji ber karîkaturên xwe dihate girtin.

Karîkatura Qirix ji hêla televizyona yekem ya kurdan Med TV ve jî mîna rêzefîlm hate kişandin lê belê wê rêzefîlmê nekarî serkeftina karîkaturê bi dest bixe.

Piraniya karîkaturên Qirix ji hêla weşanxeneya Avesta û ya Mezopotamya ve mîna pirtûk hatin weşandin.

Çavkanî: celadet.com



avare çocugi
koynunda boncugi
çağırdım gelmedi
orospi çocugi:))

 

Doğan Güzel

Doğan Güzel, auch Dogan Guzel, ist ein kurdisch-türkischer Zeichner, Illustrator und Karikaturist. Er ist der Schöpfer der kurdischen Comicfigur Qirix (Kırık).

Güzel arbeitete für die ab Mai 1992 herausgegebene prokurdische Tageszeitung Özgür Gündem. Er entwickelte die Comicfigur Qirix (Kırık). Die Qirix-Geschichten wurden täglich in der Özgür Gündem und nach deren Schließung in der Nachfolgezeitung Özgür Ülke veröffentlicht. Sie fungierten als satirische Begleiter des gewaltreichen Konfliktes in den Kurdenregionen der Türkei.

Die Zeitung Özgür Gündem war in der Türkei wegen angeblichen Verstoßes gegen Anti-Terror-Gesetze und Förderung des Separatismus wiederholt Repressalien ausgesetzt, es gab zahlreiche Morde an ihren Journalisten und Verkäufern sowie Anschläge auf die Verleger. Nach einem Bombenanschlag auf die Redaktionen Istanbul und Ankara im Dezember 1994 wurde sie schließlich eingestellt.

Am 31. Juli 1998 wurde Güzel wegen angeblicher Verunglimpfung und Gefährdung des Staates und der Streitkräfte inhaftiert und angeklagt. Die Staatsanwaltschaft berief sich dabei auf vier, zwischen Mai 1993 und Oktober 1993 erschienene Karikaturen in der Özgür Gündem, bei denen Güzel in satirischer Weise den Ausdruck „lasche türkische Republik“ verwendete. Güzel wurde für diese Karikaturen zu je 10 Monaten, insgesamt also 40 Monaten Freiheitsstrafe verurteilt. Gemäß dem Gesetz 4454 vom 28. August 1999, das es gestattet, Strafen und Verfahren von Journalisten für drei Jahre zur Bewährung auszusetzen, sowie aufgrund massiver Proteste internationaler Journalistenvereinigungen (u.a. Reporter ohne Grenzen), wurde Doğan Güzel vom Staatspräsident Süleyman Demirel begnadigt und am 16. September 1999 zusammen mit dem zu über 100 Jahren Freiheitsentzug verurteilten Schriftsteller İsmail Beşikçi freigelassen.

Am 23. April 2000 verbot das Gouvernement des Ausnahmezustandsgebietes OHAL (umfasste einige südöstliche Regionen Anatoliens) den Vertrieb der kurdischsprachigen Humorzeitschrift Pine, für die Güzel ebenfalls gearbeitet hatte. Güzel wurde erneut inhaftiert.

Aufgrund der gegen ihn angestrengten Gerichtsverfahren verließ Güzel die Türkei und lebt heute in Spanien. Seit Januar 2006 zeichnet er wöchentlich für die der PKK nahestehende Tageszeitung Yeni Özgür Politika.

Doğan Güzel hat auch Illustrationen angefertigt, beispielsweise für den 1998 erschienenen historischen Roman „Ataların Karşılaşması“ von Cemal Reşid Ahmed