|
 |
 |
|
|
 |
|
|
|
"Elli elli yız
Biz diyarbakırlıyız
Ceketimizi atar, sokakta yatarız
Hapısxane evimiz, kelepçe kol seetımız
Bekçi poles çırağımız
War mı bize yan baxan....?"
Qırıx ve siyasal kimligi
Bir kimlik denetiminde takıldıgı bir anda, yanından platonik aşkı
liseli kız gecmektedir.
Qırıx için, bir sırat
köprüsüdür bu an. "Kırolar,
kimliklerinizi çıkarın bakiim...Sen ne bakıyorsun ulan!"
diyen polise, "Sen ne biçim
qnişiyorsın! Küfıretmeye hıkkın yoktır... Üstelik kıro-mıro
degil,Kürt! Temam?" der. Kiza duyurmustur bu sözleri.
Yapabilecegi en büyük gösteriyi, neleri göze alarak tamamladigini,
polisin konusma balonu ile umursamaz yürüyüp giden liseli kızı,
karşıt köşelere yerleştirerek anlatır.
Qırıx, orta yerde,
"yaktın beni... Sırf senin.."
diye söylenmektedir icinden. Evet, "Sırf
senin..." Bu sözler onun "Siyasal kimligi" nin kaynakları
ve sınırları hakkında söylenebilecek herseyi özetlemektedir.
Egiliminin kaynağı ile
hedefi, burada da birbirine karşıttır.
Qırıx, kendisine bir imaj secerken, yalnızca yükselen
ulusal kimlik dalgasının ve siyasal mücadelenin cekim alanında
olmaktan etkilenmez; aynı zamanda bir kürt delikanlısı olmanın
getirdiği seçeneksizlikle de karşı karşıyadır. Adi suçtan,
kimbilir bir kavgadan, sarhoşluktan, "Nezarete"
düşer. Ne "Ermeni baba" liği
kalir, ne "Allahsız terörist"
liği... Asla bir "Adi suçlu"
olduğunu anlatamaz. Falaka ve iki tokat karşısında. Liseli kıza,
kahvedekilere hava atmak icin büründüğü siyasi kimligi inkar
edebilmek icin çabalar durur. Öfkesini, sabahleyin kahvede, onu
adi suçtan nezarete düştüğü için eleştiren
"Siyasi Abe" den çıkarır:
"Bu sürecte olayı böyle değerlendırmen
xata olur Siyasi Abe...Zaten hep sız yaptınız..." Ikililik,
bu sözlerde de yansır: Önce, "Bu
süreçte" adi-siyasi ayrımının kalmadığı biçiminde bir
"Analiz" yapar. Devrimcinin karşısında savunmak zorunda olduğuna
inandığı düşüncelerin bir ifadesidir bu; uygun termolojiyi de
kulaktan dolma edinmiştir zaten. Sonra, hemen ardından, üç
noktalık bir zaman içinde, suçu devrimcilere yükler. Görünüsteki
bağlılık, kopuşa döndü dönecektir. Havaya uygun bir orta yer
arayışının en tipik anlatımını buldugu öykülerden birinde
Qırıx, siyasi analizler yaparak
banta girer. "Newroz, 15 Axostos gibi
dönemlerde insan terörize oli... Yoxın operasyonlar, tutuxlamalar..."
"Devlet psixolojik sawas yapi... Kendini her biçimde gösteri... Bu
gibi dönemlerde hayati çekilmez qıli..."Endişeli yüzü yavaş
yavaş gevşemekte, bir sırıtmaya dönmektedir:
"Fakat bazı avantajları da yox degil...
Siyasilerin bazı nedenlerden dolayı bir süre ortalıxtan
kaybolmalari gereki...Ve tabi bu durumda... "Sözlerini
arkadaşları tamamlar: "Ustaaaaaa! Hele
bize oyın qaxıdı getir!"
Kaynak:
Dogan Güzel: Qırıx Kitab' ından
|
|
Qırıxların Hikayesi…
Hepsi de bedenlerinin bir yarısında şövalyelik, diğer yarısında
cellatlık taşır. Onlar Diyarbakır qırıklarıdır. Bakışları,
yürüyüşleri, davranış kalıpları birbirine benzer. Ceketleri
omuzlarındadır hep. Zulalarında satır taşırlar. Ayakkabıları sivri
burun, yumurta topuktur ve mutlaka arkasına basılmıştır. Tizbah (tesbih)
olmazsa aksesuarı eksik kalır.
Direngenlik, isyan duygusu ve gözü-karalık sanki kalıtımsaldır
Diyarbakır'da. Talihin pek şefkatli davranmadığı, şiddetin akrep
gibi ortalıkta dolaştığı, toprağı sürekli çiğnenen, gülüşü
dondurulmuş, dili ertelenmiş, acıya tanıklık etmesini bilen bu
şehirde, küçe çıkmazların, örtmelerin, havuşların, tahtların,
eyvanların birbirine karıştığı mahallelerde, o iri taşlı sağlam
evlerde, sancılı sokaklarda, beden dibinde ve viran caddelerde
rastlayabiliriz onlara.
Hepside "şehir çocuğu" olmakla övünür. Hançepek, Kore mahallesi,
Alipar, Mardinkapı, Ben-u sen ve Bağlar En iyi şehir çocukları
buralardan çıkar. Kibir, gurur, başkaldırı ve kavga daha onlar
ufacık bir çocukken siner ruhlarına. Sıradan bir nedenden dolayı
uzunca bir sokağın tüm insanları, evlerde kavga için özel olarak
yaptırılmış başı topuz cennahlarla, satırlarla, kazma-küreklerle
sokağa fırlayıp birbirinin kafasını gözünü yararsa hangi çocuk
büyüyüp de "qırıklık" mertebesine ulaştığında "ölüme de tilili"
demez ki..
Tozlu küçelerde her üç lafının biri küfür olan ve iş küfüre
geldimi Kürtçe’yi de Türkçe’yi de büyük bir ustalıkla kullanabilen,
meydan-beş tıraşlı, üzerinde eski bir fanila, bacağında yamalı bir
pantolon, ayaklarında cizlavit ve bakışlarında insanı hayrete
düşürebilecek bir saldırganlık taşıyan kaç çocuk büyüyünce özel
bir söylem edinmez ki Edinir elbette 5-6 yaşlarında bir bastıbacak,
sokağından geçen hiç tanımadığı yedi yabancı birinin ardından "şebbşeeeboook"
diye bağırıp sataşır örneğin. Yada bununla da kalmaz insanı
canından bezdirene dek hep aynı dizeyi tekrarlayıp durur:
"Paşa paşa sırtın yere yapışa."
Çok da hazır cevaptırlar sonra. Sigara içtiğini gördüğünüz bir
fırlamaya "Oxlum o elindeki ne Niye içiyorsun?" diye sorduğunuzda
hiç istifini bozmadan, hatta dumanı da yüzünüze savurarak cevabı
patlatır. "Sana ne Babanın cigarası mıdır"
Büyüyüp serpildikçe hem hırçınlığı ve kaba-sabalığı, hem de
mertlik ve raconculuğu artar Qırıxın. Tünediği bir kahve köşesinde,
yada Köpeküldüren şarabını çekmeye gittiği On-gözlü köprü' nün
altında her an infilak edecek bir saatli bomba gibi durur.
Söylemese haddinden fazla zenginleşmiştir. Şu veya bu nedenden
kafası bozulan yada canı sıkılan qırık o esnada çevresinde bulunan
herhangi birisine bulaşırken terminolojisini kullanır:
"Biz ako şeyi miyiz ula rutto"
"Pot kıran ölür"
"Bize de mi lolo ula qeşmer"
"Pıreze yapma ula kevaşe"
"Allah' ın emriyle get kimseye karışma"
"Qılo pılo yapma"
"Ayağı yerde olanın"
Cahit Sıtkı Tarancı' sı Ahmed Arif' i ile ünlü Diyarbakır' da
şiddetin bile şiiri vardır:
“Dağkapı' da hüzünlü bir akşam vakti
Dan,dan,dan
Ne oldi benim babam
Ne olacak üç ölü beş yaralı”
Sadece bu değil elbette. Mısralarını tam olarak hatırlayamadığım
ve tepeden tırnağa meydan okumayı içeren bir başka şiir ise
şöyledir :
“Elli elli yüz/ Biz Diyarbakırlıyız
Ceketimizi atarız/ Kol üstünde yatarız
Bize biz derler/ Başkasına çuvaldız derler
Hapishane evimiz/ Karakol kahvemiz
Bekçi polis uşağımız/ Kelepçe kol saatimiz...
|
|
Amed ve Qırıxlar
Qırıxlar Diyarbakır’ın bol dikenli gülleridir. Qırıxlar
Diyarbakır’ın asi ve marjinal gençleridir.
Kürtlerin mücadelesinin geliştiği, toplumsallaştığı dönemde
gündemimize giren “pexas”lar yani “qırıx”lar, kapitalizmin onları
“kişiliksiz serseriler” haline getirmek istemesine inat,
mücadelenin gelişmesiyle devrimcileşmiş ve kavgaya omuz
vermişlerdir. Aslında Qırıx kişiliği Amed’e özgü değildir.
Egemenlere karşı kavgaya katılan her Kürt genci Qırıx’ın geçtiği
yoldan geçmiştir. Her Kürt Qırıx’ın kişi-liğinde kendine uygun
yönler bulacaktır. Ve burada anlatılacak olan Kürdün kendisinden
başka bir şey değildir. Qırıxlar sosyalist cumhuriyetin de sıra
neferleri olacaklardır. Bu itibarla; Amed’in yeni “siyasi
abe”lerine Qırıx kişiliğini anlatıp, dikkat edilecek noktalara
parmak basmak yoldaşlık vazifemizdir.
Qırıx, kişiliğinde çelişkiyi, çatışmayı ve bir anlamda da sadeliği
bir arada barındırır. Güce tapar, eğer delikanlı bir çevresi de
varsa, hayatta sırtının yere geleceğine inanmaz. Qırıxlar saf (işlenmemiş)
halleriyle sömürgeciliği bilince çıkarmış kişiler değildirler. Bu
durum mücadeleyle bir nebze aşılmıştır. Lakin önemli bir kısmı
yaşamı ona zindan eden sisteme karşı, mücadeleden başka bir
şansının olmadığını bilerek, bir nevi zorunluluktan kavgaya
katılmıştır. Çekinmeden söylemek gerekir ki; apolitikleşme
süreçleri umduğumuzdan da kısa sürebilir. Qırıxlar delikanlılık
raconu gereği haksızlıklara karşı çıkmak zorunluluğunu hissederler.
Bu anlamda Qırıx bilinci, sınıf bilincinin en körpe hallerinden
birisidir.
Qırıxları işçi sınıfından saymak teorik olarak ne kadar mümkünse,
pratik olarak da o kadar zordur. Qırıxlar hiyerarşi tanımaz,
anarşiyi de sevmezler. Bir işte çalışırken, ustabaşı yahut patron
damarına basarsa posta koymaktan da çekinmezler. Mamafih iş
konusunda (eğer iş varsa) istikrarsızlık bir realitedir. Qırıx’ın
feodal değer yargılarından çıkardığı sonuç oportünizmdir. Bazı
alışkanlıkları şiddetle reddeder, bazılarına ise sıkı sıkıya
bağlıdır. Ekonomik olarak ai-leye ve çevreye (çevre ile ilişkisi
“haraç” ilişkisidir) bağımlıdır. Qırıx ailesi ile de pek anlaşamaz.
Babası olmadığı zaman evde terör estirir, babayla da hep kavga
eder. Kavganın nedeni “iradi hegemonya”dır. Qırıx eğer çok
kaşınırsa babası parayı keser. Qırıx vakarından kaybetmeyi göze
alıp babasından para istemez. Ama üç kuruş için annesinin
ayaklarını öpmeye hazırdır. Zaten Qırıx’ın alabildiğine esnediği
tek kişi annesidir. Kardeşleri üzerinde ise tartışılmaz bir
otoritesi vardır. Ayak işlerini hep küçük kardeşle-rine yaptırır.
Erkek kardeşleri, abilerinin her hareketini taklit etmeye
çalışırlar; sigara içişinden yürüyüşüne, giyimine kadar. Küçük
Qırıxlar böyle olgunlaşır.
Her Qırıx’ın mutlaka bir “sator”u vardır. Sırta ya da kemerin yan
tarafından pantolonun içine gizlerler. Polis baskısının yoğun
zamanlarında sator taşımak zorlaşır. Böyle zamanlarda satorlar
emanetçilere bırakılır.
Qırıxların birinci evleri aslında takıldıkları kahvelerdir. Baba
evine daha az uğrarlar. Her Qırıx’ın takıldığı bir kahve vardır ve
Qırıx iki eli kanda olsa da mutlaka kahveye uğrar. Qırıxlar
birbirlerini kahveden sorarlar. Üç öğün yemek kahvede yenir.
Kahvenin ocakcısı ise Qırıx’ın hem sekreteri hem de emanetçisidir.
Qırıxlar çay paralarını kimseye ödetmez, kendileri öderler. Hatta
bir başkasının (beleşçi değilse) çay parasını ödemek Qırıx’ın
itibarını artırır (en azından Qırıx öyle düşünür).
Qırıxların cebinde para yoktur ama fiyakaları her zaman yerindedir.
Kumaş pantolon ve -illa uzun kollu- beyaz gömlek, (gömleğin kolunu
iki kere katlamak gerekir) ceket, sivri burunlu kundura ve beyaz
çorap... Bunlardan birisi eksik olursa Qırıx kendisini çıplak
hisseder. Ceket sürekli sırtındadır (satoru gizleyebilmek için).
Ayakkabılarının arkasını da ezerek giyerler. Qırıx’a “Qırıx” ismi
biraz da bu nedenle yakıştırılır.
Qırıxların da bizim gibi kutsal saydıkları “dawa”ları vardır.
Önemli bir ayrıntıyı belirtirsek: Onlar için ideal olan dawa kara
kaşlı, kara gözlü ve vücut ölçüleri muntazam olanıdır. Bir
Qırıx’ın dawası diğerlerinin “yenge”sidir. Qırıx’ın sevdiği kız
genellikle liselidir. Qırıxlar hafta içi her gün dawalarını okula
götürür ve eve geri getirirler. Olmaz ama, hani olur da Qırıx
yengeyi bir gün bile okula götürmezse, kendini aşkına ihanet etmiş
sayar. Yengeyle Qırıx arasında her zaman bir mesafe vardır. Yenge
önde Qırıx arkada yürür. Çünkü yengenin Qırıx’ın arkada olduğunu
bilmemesi gerekir. Bunun nedeni de Qırıx’ın aşkının aslında
platonik olmasıdır. Yenge’nin Qırıx’tan haberi olsa belki iş
hallolacaktır ama Qırıx kaç şişe şarap devirmiş, yine de
cesaretini toplayıp aşkını ilan edememiştir. Eğer olur da birisi
yengeye sarkıntılık yapıp laf falan atarsa satoru kafasına yer.
Qırıx dawası için kaç kez kan dökmüştür yıllar boyunca... Evet bu
aşk yıllar sürer. Bu süre zarfında Qırıx yengeye açılamamışsa,
muhtemelen yenge okulu bitirmiş, başkasıyla evlenmiş ve sırra
kadem basmıştır. Yenge başkasına yar olur, Qırıx’ın payına da
“cılet” düşer.
Qırıxlar Amed’in ünlü ciğerinden yemeyi çok severler. Akşamüstleri
köşe başlarında biten ciğercilere damlar, karınlarını doyururlar.
Bir de düğünleri çok severler. Düğünlerde bütün hünerlerini
gösterip en iyi köçeği atmaya gayret ederler. Hele bir de dawası
düğündeyse gayet tabii ortalık şen olacaktır. Bu esnada Qırıx’tan
iyi köçek atmak ya da yengeye yan bakmak kavga nedenidir. Böyle
zamanlarda (sator da yanında yoksa) kavga hemen yapılmaz,
randevulaşılır. Randevu saati geldiğinde karşı taraf isterse bir
orduyla gelsin, kavgadan kaçmak yoktur. Bu tür randevular genelde
Hewsel’e, Xançepek’e kesilir. Qırıx dayak da yese akşam kahvede
kavgayı başı dik, gözleri parlayarak anlatacaktır. Mesela kavga
sonrası anlatılan bir hikaye şöyle olabilir: “Bıremın geçen gün
Tekkapi’nin orda turlidım. Bi de baxtım karşidan Pışo Mıhemey’le
arkadaşlari geliler. Dedım ula Mıhemey burda ne arirsen. Dedı ki,
sağa ne ula, sen seni buranın muxtari ilan etmişsen. Ulaan dedım,
aralarina bi daldım... Görecaxtın bi kaçiler, bi kaçiler... Ama
abenem hiç beni yaxaliyabılırlar”
Qırıxlar genelde asker kaçağıdırlar. İradelerini kim-seye teslim
etmezler, hiyerarşi onlara uymaz... Qırıx kaçağa düştükten sonra
herhangi bir yerden bulduğu öğrenci kimliğiyle gezinir. Polisin
sık sık bastığı kah-veye kendi kimliğiyle gitmek riskli olacaktır.
Zaman geçtikçe, Qırıx siyasallaştıkça askere gitmeme gerekçesi de
siyasallaşmıştır.
Qırıxların son durumu
Qırıxlara ilişkin daha fazla şey yazmak mümkün ama Kürt
gençlerinin nereden başladığını anlamak için bu kadarı da yeter.
Bu özette anlattığımız tipoloji ağırlıklı olarak 1990 yılı öncesi
süreçte rastlanılan tipolojidir. Tamamıyla değiştiğini söylemek
ise abartı olacaktır. Qırıx kişiliği bazı alışkanlıklarını
terketmemekle birlikte ‘90 sonrasında siyasallaşmıştır. Qırıx’ın
mücade-leye katılışı ise bilinçli bir siyasi tercihten ziyade,
kaçamayacağı bir zorunluluk olmuştur. Devletin baskıları, hayatı
Qırıx’a zehir etmiş (rahatça sator taşıyamaz olmuş, kahveler,
düğünler basılıp insanlar horlanmış Qırıx bir şey yapamamıştır),
en sevdiklerine yapılanlar gururunu incitmiş, ölümle karşı karşıya
kalmış ve mücadeleye katılmaktan başka bir çaresi kalmamıştır.
Bütün bunlar mücadeleye katılmak için elbette yeterli
gerekçe-lerdir ancak mücadelenin siyasi hedefleri bu sorunları
ortadan kaldırmakla sınırlandığı müddetçe; sorunlar çözülünce
statükoya mahkum olunacak ve bu da kaçınılmaz olarak tutuculaşmayı,
gerilemeyi ve apolitizmi beraberinde getirecektir.
Qırıx’ın mücadeleye katılmasının bir nedeni de “siyasi abe”lere
duyduğu saygıdır. Bu saygı da, Qırıx’ın sınıfsal aidiyet olarak
değil belki ama yaşama dönük motivasyonu itibarı ile küçük burjuva
özellikler taşımasından kaynaklanır. Dediğimiz gibi, Qırıx güce
tapar, güçlüye hayrandır ve siyasi abeler Qırıx’ın yapmaya cesaret
edemeyeceği işleri yapmayı göze alacak kadar cesurdurlar. Bu
cesaret bir çekim merkezi olmuş ve Qırıx’ı mücadeleye
yakınlaştırmıştır.
Kitleleri siyasallaştıran şey eylemdir...
|
Bir Qırıx
Fıkrası...
Diyarbakırlı bir qırıx universite
kazanmış....yani okulda falan çalişmazmış ama zekiymiş bu abimiz...
hemde TIP fakültesi kazanmiş....
neyse unive başlamiş..tabi
univ.hayati ona garip geliyor başlarda zorluk çekiyor arkadaşlarla
öğretmenlerle...
ordaki yaşama ayak uyduramıyor...
tesbahi hala elindeymiş...bazende kundurasının topuğunuda
kırmaktan geri kalmazmış....
welhasil bi gun anatomi
dersinde...arka sıralara oturmuş..ayak ayak uzerine ....tesbahi
taqu raq sallıyormuş...
profesör derse gelip başlamiş
anlatmaya.....
biizmkisi dik dik bakyr hocaya ve not falan da almıyormuş....
nneyse biraz sonra prof. te dikkat ediyor ona ve ters bi elektrik
alıyor ondan....tavırları hoşuna gitmmeiş biizmkiniin..
gelmiş kırıxın yanına ve ona
demiş ki:
-çıkkk dışarıı...!!!
qırıx istifinini bozmadan çıkar..
bi yarım saat sonra kapiyı
hafifçe açmış ve kafasını çıkartarak kapıdan hocaya demiş ki:
-dee hadi oxlımm ... gelmisen ??
|
Serkar DOĞAN GÜZELİN çizgileriyle
belide kan damlayam satırı bile sevimlilik kazanan qırıx larımız
isimleri keko, şexmus olan saygın insanlar bu sayfa sizlerin hiç
bir zaman göremiyeceğinizi bilen ben tarafından varlığınıza atfen
açılmıştır
diyarbakır'ın, bıçkın, külhanbeyi, işi gücü olmayan, saf kürt
delikanlılarıdır. okunuşu gırtlaktan vurgulu kırık gibidir.
qırıxlar, nev i şahsına münhasır kişilerdir. rakı içer, esrar
çeker, avare avare dolanırlar. tesbih ve sator*ları en önemli
aksesuarlarıdır. bir de peşleri sıra pervane oldukları, ama bir
kere bile konuşmadıkları dawa*ları vardır. sator genelde takip
edilen dawaya biri yan gözle baktığında ortaya çıkar.
qırıx, aynı zamanda gerçeklerinden esinlenerek çizilen bir
karikatür kahramadır. dogan guzel tarafından çizilmiş, önce farklı
zamanlarda farklı sıfatlar alan gundem gazetelerinde, daha sonra
ise kitap halinde yayınlanmıştır. baş kahramanı qırıx keko'dur.
kendisi gibi qırıx olan en yakın arkadaşı ceto, kardeşi junior
qırıx kuto, bacısı eyso, para almaktan gocunduğu ve korktuğu tek
adam olan babası, kendisini korumak için yaptıklarıyla karizmasına
zarar veren annesi, kursi*lerinde oturdukları kahvenin sahibi
kahveci remezan abe, siyasi abe, feyzo, mahlenin diğer qırıxları
ve polislerle özel timlerden oluşan devlet diğer kahramanlardır.
bir de dawası leyla vardır, elinde kitap ardında keko ile yürüyen...
Qirix navê rêzekê karîkatûran a Dogan Guzel e.
“Qirix” bi wateya xwe ya din “Pêxwasê Amedê”, bi karekterên Keko,
Siyasî Abê, Dewê, Hacî Silêman, Feyzo û hwd. ku heryek bi serê xwe
xwedî karekterên cûdane, bûyerên siyasî û yên civakî yên serdema
tê de bi zimanekê ku herkes fêhm bike tîne ziman.
Gelek xwendevanan di serdema rojnameyên Özgür Gündem û Özgür Ülke
de tenê ji ber karîkatura “Qirix” rojname dikirîn, gelek
xwendevanan pêşiya li sernivîs û naveroka rojnameyê binêrin, wan
dîrekt çav li Qirix digerand. Sedemê wê yekê ew bû ku herkesî xwe
û derdora xwe di nava Qirix de nedidît.
Gelek caran sedemê berhevkirina rojnameyên navderbasbûyî ji hêla
dadgehên tirkan ve naveroka karîkaturên Qirix bû. Afirenêrê
karîkatura Qirix, Dogan Güzelses wextek dirêj ji ber Qirixa xwe
hate girtin û di cîhanê de yekem car bû ku karîkaturîstek ji ber
karîkaturên xwe dihate girtin.
Karîkatura Qirix ji hêla televizyona yekem ya kurdan Med TV ve jî
mîna rêzefîlm hate kişandin lê belê wê rêzefîlmê nekarî serkeftina
karîkaturê bi dest bixe.
Piraniya karîkaturên Qirix ji hêla weşanxeneya Avesta û ya
Mezopotamya ve mîna pirtûk hatin weşandin.
Çavkanî: celadet.com
avare çocugi
koynunda boncugi
çağırdım gelmedi
orospi çocugi:)) |
Doğan Güzel
Doğan Güzel, auch Dogan Guzel, ist ein
kurdisch-türkischer
Zeichner, Illustrator und
Karikaturist. Er ist der Schöpfer der kurdischen Comicfigur
Qirix (Kırık).
Güzel arbeitete für die ab Mai 1992 herausgegebene
prokurdische Tageszeitung
Özgür Gündem. Er entwickelte die Comicfigur Qirix (Kırık). Die
Qirix-Geschichten wurden täglich in der Özgür Gündem und nach
deren Schließung in der Nachfolgezeitung Özgür Ülke
veröffentlicht. Sie fungierten als satirische Begleiter des
gewaltreichen Konfliktes in den Kurdenregionen der Türkei.
Die Zeitung Özgür Gündem war in der Türkei wegen angeblichen
Verstoßes gegen Anti-Terror-Gesetze und Förderung des Separatismus
wiederholt Repressalien ausgesetzt, es gab zahlreiche Morde an
ihren Journalisten und Verkäufern sowie Anschläge auf die
Verleger. Nach einem Bombenanschlag auf die Redaktionen Istanbul
und Ankara im Dezember 1994 wurde sie schließlich eingestellt.
Am 31. Juli 1998 wurde Güzel wegen angeblicher Verunglimpfung und
Gefährdung des Staates und der Streitkräfte inhaftiert und
angeklagt. Die Staatsanwaltschaft berief sich dabei auf vier,
zwischen Mai 1993 und Oktober 1993 erschienene Karikaturen in der
Özgür Gündem, bei denen Güzel in satirischer Weise den Ausdruck
„lasche türkische Republik“ verwendete. Güzel wurde für diese
Karikaturen zu je 10 Monaten, insgesamt also 40 Monaten
Freiheitsstrafe verurteilt. Gemäß dem Gesetz 4454 vom 28. August
1999, das es gestattet, Strafen und Verfahren von Journalisten für
drei Jahre zur Bewährung auszusetzen, sowie aufgrund massiver
Proteste internationaler Journalistenvereinigungen (u.a.
Reporter ohne Grenzen), wurde Doğan Güzel vom Staatspräsident
Süleyman Demirel begnadigt und am 16. September 1999 zusammen
mit dem zu über 100 Jahren Freiheitsentzug verurteilten
Schriftsteller
İsmail Beşikçi freigelassen.
Am 23. April 2000 verbot das Gouvernement des
Ausnahmezustandsgebietes OHAL (umfasste einige südöstliche
Regionen Anatoliens) den Vertrieb der kurdischsprachigen
Humorzeitschrift
Pine, für die Güzel ebenfalls gearbeitet hatte. Güzel wurde
erneut inhaftiert.
Aufgrund der gegen ihn angestrengten Gerichtsverfahren verließ
Güzel die Türkei und lebt heute in Spanien. Seit Januar 2006
zeichnet er wöchentlich für die der
PKK nahestehende Tageszeitung
Yeni Özgür Politika.
Doğan Güzel hat auch Illustrationen angefertigt, beispielsweise
für den 1998 erschienenen historischen Roman „Ataların
Karşılaşması“ von Cemal Reşid Ahmed |
|
|